ANA SAYFA İLETİŞİM BİLGİLERİ BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI E-POSTA GİRİŞİ ÜYE GİRİŞİ TMMOB
eski.mmo.org.tr ENGLISH
AKM ML MK EKM

22 Temmuz 2017 Cumartesi    

EİM-MEDAK MİEM PBK

 ÇALIŞMA PROGRAMI - 46. DÖNEM

      Dönem Seçiniz:

19.08.2016

 

TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI

46. DÖNEM ÇALIŞMA PROGRAMI

"Mühendis mimarların, teknik bilgi ve becerilerini halkımızın yararına kullanamamaları, ülkenin içinde bulunduğu somut şartların bir sonucudur. Ülkemiz ekonomisi, siyasal yapısı ve bütün üst yapı kurumları, birbirleriyle kaynaşmış olan uluslararası emperyalist tekeller ve yerli sermayenin hakimiyetindedir. Bu egemen çevrelerin kontrol ettiği tüm yatırımlar ve hizmetler, halkımızın sorunlarının çözümüne yönelik değil, maksimum kar sağlayacak yeni pazarlar yaratmak yönündedir. Böyle bir sömürü düzeni içinde ülkemizin geri bırakılmışlıktan kurtulacağını ve tüm çalışanların yaptığı hizmetlerin ve yarattığı değerlerin halkımıza ulaşacağını sanmak kendimizi aldatmak olur. Emeğimizin halkın hizmetine girebilmesi, ülkemizin her alanda bağımsızlığını kazanmasına, sömürüye dayanan düzenin sona ermesine bağlıdır. Geleceğimiz üretim güçlerinin özgürce gelişebileceği, kafa kol emeği arasında farklılaşmanın olmadığı, emeğin yabancılaşmadığı bir düzene kavuşabilmemize bağlıdır. Geleceğimiz için öngörülerde bulunabilmek, programlar oluşturabilmek ve hayata geçirebilmek; geçmişi iyi yorumlayıp, günümüzü iyi tahlil ederek dünyada ve ülkemizdeki durumun irdelenmesi ve geleceğin tasarlanması ile mümkündür. Yapılacak olan yorumlamalar, tanımlar ve tespitler ışığında oluşturulacak çalışma programı ancak bu şekilde doğru bir tarzda hayat bulabilecektir."

Teoman ÖZTÜRK


Makina Mühendisleri Odası 46. Dönem Yönetim Kurulu, Oda çalışmalarını; meslek alanlarımızdan hareket ederek meslektaşlarımızın, halkımızın, kentlerimizin, ülkemizin, dünyamızın sorunlarına ilişkin görüş ve önerilerini, Oda üyeleri ile birlikte oluşturup paylaşmayı ve kamuoyunu bilgilendirmeyi toplumsal bir görev ve sorumluluk olarak görmektedir.

Bizler;

  • Mesleki demokratik kitle örgütü olarak tanımladığımız Odamızda yapılan tüm çalışmaları birlikte üretme, karar alma ve yönetme anlayışıyla yürütmeyi,

  • Üreten, sanayileşen, bağımsız ve demokratik bir Türkiye için emekten, halktan yana politikaların hayata geçirilmesini ve kamu çıkarlarının korunmasını,

  • Oda çalışmalarında, meslek ve meslektaş sorunlarının ülke ve toplum sorunlarından ayrılmayacağını

temel ilkelerimiz olarak benimsiyoruz.

Bizler bu temel ilkeler ışığındaki tüm çalışmaları siyasal iktidarlardan, devletten ve sermayeden bağımsız politikalar oluşturup hayata geçirerek, ülkeye, mesleğe ve meslektaşlarımızın sorunlarına sahip çıkarak, bilimi ve teknolojik gelişmeleri halkımızın hizmetine sunarak yürütmeyi benimsiyoruz.

EMPERYALİST POLİTİKALAR VE DÜNYA DURUMU

Emperyalist politikaların belirlediği, "küreselleşme" olarak da tanımlanan sürecin temel özelliklerini; uluslararası tekellerin kârını artırmak için ulus devletleri zayıflatmak, yeni sömürge ve bağımlı ülkelerin değer ve zenginliklerine el koymak; ucuz işgücü sömürüsünü yoğunlaştırmak; sermaye hareketlerinin tam serbestisini sağlamak; serbestleştirme/liberalizasyon çerçevesinde kamu sanayi işletmelerini ve kamusal hizmet alanlarını özelleştirmek, kamu idari yapısını dönüştürmek; yeni liberal sermaye birikimi ve rant politikalarını egemen kılmak; bu temelde demokrasiyi, temel insan haklarını, özgürlükleri, bir bütün olarak siyasal yaşamı bu doğrultuda yeniden tanımlamak ve piyasayı yeniden yapılandırmak olarak açıklayabiliriz.

Emperyalist tekeller, geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerin tüm değer ve zenginliklerine el koymakta, sosyal devleti tasfiye edip, sağlık, eğitim, sosyal güvenlik, kültür ve diğer tüm toplumsal hizmetleri küresel sermayeye yeni ticari alanlar olarak sunmaktadır. Bu uygulamalar küresel ekonomik kriz ve durgunluk ortamında daha da şiddetlenmiştir. Emek piyasaları kuralsızlaştırılmış, esnekleştirilmiş, taşeronlaştırma, sendikasızlaştırma ve güvencesiz çalışma biçimleri ile emekçilerin yüzyıllardır süren mücadelelerle elde ettiği kazanımlar yok edilmeye, emek örgütleri dağıtılmaya, dirençleri kırılmaya çalışılmıştır.

Emperyalist sistem hegemonyasını herkese kabul ettirmek için Afganistan, Irak, Libya ve Suriye‘de görüldüğü gibi işgallere başvurmuştur. ABD ve diğer emperyalist ülkeler uluslararası anlaşmaları ve en temel insan haklarını çiğneyerek ülkeleri işgal etmekte, işbirlikçi ülkeler ve güdümlediği şeriatçı vb. örgütlerle birlikte milyonlarca insanı katletmekte; büyük göç-mülteci hareketlerine yol açmaktadır.

Dünya ekonomisi sekiz yıldır büyük bir bunalım ve durgunluk ile sarsılmaktadır. Bu bunalım az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde özellikle sanayi sektörünü etkilemiş, üretim ve iç piyasalarda talep düşmüş, iç ve dış ticaret hacmi daralmış, işsizlik oranları büyümüş, istihdam hacmi olabildiğince küçülmüştür. Bunalım ve durgunluktan çıkışın görünmediği, hem emperyalist merkezlerin politika üreticileri hem de toplumcu iktisatçılar tarafından dile getirilmektedir. Bu düzeni restore etme çabaları birçok açmazla yüz yüzedir. Aradan geçen sekiz yılda, dünya genelinde "büyüme"nin düşmesi, işsizliğin artması, yoksullaşma, kamu-özel sektör borçlarının tırmanması ve durgunluk, başat göstergeler arasında yer almaktadır.

Odamız, dünyada yaşanan bu gelişmeleri, kapitalizmin krizi ve sonuçları olarak değerlendirmiş; gelir, hukuk ve yaşamın hemen her alanına dair adaletsizliklerin egemen sınıflar lehine genişletilmesinden başka bir amacı olmayan sistemin iflas sürecinin yaşandığını ifade etmiştir. Zira artık tüketim kalıpları ve tüketim düzeyi sorgulanmaya başlanmış; başka bir dünya özlemi, "ütopya" olmaktan çıkıp, kitlelerin zihnine yerleşmeye başlamıştır.

Çok Kutuplu Dünya

Başını ABD‘nin çektiği emperyalist ülkeler ile diğer küresel aktörler olan BRICS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika) arasındaki çelişkiler derinleşmekte; Avrupa Birliği‘nde önemli çatlaklar oluşmaktadır.

Asya Pasifik bölgesi, özellikle Çin ve Hindistan, ABD ve Avrupa‘dan çok daha hızlı büyümektedir. Asya Pasifik, toplam ticaret hacminde ABD‘yi geçmiştir ve yakında Avrupa‘yı da geride bırakacaktır. Bu gerçeklerden ötürü ABD, 2007 yılında, gelecekte G-2 diye yeni bir oluşum olasılığının bile sözünü etmiştir. Çok kutuplu, yeni bir "soğuk savaş"ın ve bölgesel sıcak çatışmaların başladığı bir dünya söz konusudur. Ortadoğu‘da, 3. Dünya Savaşının prototipinin yaşandığı sıkça dile getirilmektedir.

Dünya büyük uluslararası güçlerin aralarındaki çelişkiler, bölgesel çatışmalar ve halk hareketleriyle belirlenecek bir sürece girmiştir. Gelişmeler, önümüzdeki dönemde ekonomik, siyasi, sosyal çok boyutlu sorunların kızışacağını göstermektedir. Dünyanın mevcut sorunlarına kalıcı çözümün, iktidarların sınıfsal yapısının değişimi ve bir düzen değişikliği ile sağlanabileceği yönündeki tezlerin güçlendiği bir tarihsel döneme girmekte olduğumuz açıktır.

Şimdi soru şudur: Dünya Amerika‘yı finanse etmeye devam edecek midir? Yeni uluslararası işbölümü nasıl olacaktır? Küresel borç stoku nasıl çevrilecektir? Dünyanın enerji, önemli ham madde ve su kaynakları ne şekilde bölüşülecektir? Bu paylaşımın hukuku nasıl oluşturulacaktır? İklim krizi yönetilebilecek midir? Gıda tedariki krizine yanıt nedir? Yoksulluk, yoksunluk ve derinleşen eşitsizlik, sınıf mücadelelerine ne şekilde yansıyacaktır? Bu sürecin gelişim seyri ve soruların yaşamda bulduğu karşılık, ülkemizdeki ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeleri de derinden etkileyecektir.


ÜLKEMİZ

Türkiye‘nin kapitalist-emperyalist dünya sistemine eklemlenme, entegrasyon süreci, "küreselleşmeye uyum", "Avrupa Birliği‘ne uyum" vb. söylemler eşliğinde başarıyla uygulanmış, dış karar merkezlerinin Türkiye‘nin ekonomik ve siyasal yaşamına daha fazla içselleşmesi sağlanmış durumdadır.

Bugün egemen olan uluslararası işbölümünde, yüksek teknolojiye dayalı sanayi üretimini ve finansal organizasyonları merkezde tutan; kirli, hantal ve katma değeri düşük sanayi üretimini azgelişmiş ve orta gelişmişlikteki ülkelere kaydıran bir model benimsenmiştir. Esnek üretim ve esnek istihdamı esas alan, böylece emeğin örgütlenme koşullarını güçleştiren, üretim süreçlerini parçalayarak bir üretimin çeşitli bölümlerinin değişik ülkelerde yapılmasını sağlayan yeni bir birikim ve sömürü modeline geçilmiştir. Bu husus "Ulusal İstihdam Stratejisi" belgesinde, "Çeşitli malların küçük ölçekli üretildiği, talebin üretimi yönlendirdiği, işletme ve fabrika ölçeğinin küçüldüğü, istihdamın daha esnek ve güvencesiz hale geldiği, çalışma ilişkilerinin çeşitlendiği, yerel ya da bireysel ücret pazarlığının ağırlık kazandığı, farklı işler yapan vasıflı ve heterojen işgücünün bulunduğu Post-Fordist üretim tarzı günümüzde ağırlığını artırmaktadır" şeklinde açıklanmıştır.

Yukarıda özetle değinilen bağlam içinde, Türkiye‘de 1920 ve 1930‘larda yabancı sermaye egemenliğine son verilerek yapılan devletleştirmeler ve sanayileşme yönündeki atılımlar ile 1960‘larda gerçekleştirilen kalkınma-sanayileşme hamleleri; 24 Ocak 1980 ekonomi kararları ve 12 Eylül faşizmi ile içine girilen tedrici bir süreçte durdurulmuştur. AKP iktidarı ile doruğa ulaşan yeni liberal değişim sürecinde sanayi ve tarımdaki tahribat, enerji, ulaşım, sağlık, eğitim, yerel yönetim hizmetleri, su, vb. kamusal hizmetlerin serbestleştirme, özelleştirme, ticarileştirme operasyonlarına tabi kılınması eşliğinde gerçekleşmiştir. Bu yönelim içinde yerli ve yabancı sermayenin yeraltı-yerüstü kaynaklarımızı ve halkımızı sömürme kanalları geliştirilmiştir. AKP iktidarı, yeni liberal dönüşümler kapsamında kentlerin ve bütün ülkenin rant yağmasına da açık hale getirilmesini sağlamıştır. Yüzlerce yasa değişikliği ve kanun hükmünde kararnameler aracılığıyla bütün ülkenin imarı, kültür ve koruma alanları, hatta meralar, yaylalar ve kışlaklar dahi rant talanına açılmıştır.

2008 krizi öncesinde veya sonrasında, yabancı sermayeye verilen yüksek faiz aracılığıyla gerçekleşen sıcak para akımı ile ucuz dövize bağlı ithalat politikaları ve ucuz işgücü maliyeti sayesinde aldatıcı "büyüme" rakam ve yorumlarının artık sonuna gelinmiştir. AKP iktidarı, halka her gün daha fazla vergi, zam ve zulüm olarak yansımaktadır.

Kamu yönetimini, ülke imarını, yapı, kent, ulaşım, eğitim, sağlık, tarım, enerji, maden, su, çevre ve koruma alanları ile TMMOB mevzuatını yeniden düzenlemeye yönelik adımlar ile sendikal alanın zayıflatılması, ulusal istihdam stratejisi ile güvencesiz çalışma biçimlerinin yaygınlaştırılması, kıdem tazminatlarına el atılması, geçici-kiralık işçilik girişimi, kamunun elindeki son işletmelerin serbestleştirme ve özelleştirmelerle tasfiyesi, neoliberal, rantçı, kapkaççı, usulsüzlük ve yolsuzluklara fazlasıyla açık bir ekonomi politika bütünlüğü söz konusudur.

Özetle, Türkiye ekonomisi, üretim, tasarruf-yatırım, istihdam, ihracat ve ithalatın yapısı, teknoloji düzeyi, dış talep bağımlılığı, cari açık, sermaye hareketlerinin serbest giriş-çıkışı ve aşırı borçlanma ile hayli örselenmiştir ve hayli kırılgan bir durumdadır.

Ülkemizdeki genel siyasi durum ise özetle şöyledir. 2010 anayasa değişiklikleri referandumu, 2011 milletvekili genel seçimleri, 2014 yerel yönetim seçimleri, 2014 cumhurbaşkanlığı seçimleri ve sonuçları dikkate alınmayan 7 Haziran 2015 seçimlerinin ardından yapılan 1 Kasım milletvekili genel seçimlerinin sonuçlarından güç alan AKP iktidarı, bütün muhalefet güçlerini, siyasi baskı ve şiddet ile sindirmeye çalışmaktadır. İktidar iç ve dış siyasette provakatif savaşçı politikalar izlemekte, Kürt sorununda çatışma ve ölümleri kutsamakta; Suriye ve Irak‘ın içişlerine karışarak kışkırtıcı, maceracı politikalar izlemektedir. Türkiye bugün adeta bir "katliamlar ülkesi" haline getirilmiştir. İktidar, emperyalizm ile Rusya-Suriye (ve dolayısıyla Çin ve İran) arasındaki gerilimlerde emperyalizmin tırmandırdığı "yeni soğuk savaş" politikalarını benimsemekte; hem Türkiye içinde hem de Suriye ve Irak‘ta mezhep çelişkilerini derinleştirecek "Sünni Devlet-Sünni toplum egemenliği" gibi tehlikeli yönelimlere girmekte; kısaca içeride ve dışarıda savaş kışkırtıcılığı yapmaktadır.

AKP, sosyal devlet, toplumcu, demokratik, cumhuriyetçi, laik yaklaşımlara karşı, liberal ve dinci-mezhepçi-gerici tezlere dayanarak açık bir ideolojik-siyasal mücadele yürütmektedir. Toplumumuz sürekli gelişen bilimin ve tekniğin gerekleri ile laiklikten uzaklaştırılarak, hücrelerine dinci gericiliğin şırınga edildiği, demokrasi dışı, demokrasi düşmanı bir düzleme itilmekte, geleceği karartılmaktadır.

AKP iktidarı, bütün bu değişim-dönüşüm sürecine muhalefet edenleri ve TMMOB‘mizi, yasa/mevzuat düzenlemeleri ve polis zoru ile bastırmaya çalışmaktadır.

Yeni dönemin başat konuları arasında, AKP‘nin "yeni Türkiye"sini taçlandırıcı ve tamamlayıcı nitelikteki başkanlık sistemi ile yeni anayasa konusu, hem Türkiye‘nin bütününü hem de Birliğimizi, TMMOB Yasası‘nı ilgilendirmektedir. Ayrıca, AKP iktidarının elde ettiği psikolojik ve maddi üstünlük, TMMOB Yasası değişikliğini, onlar için vazgeçilmez nitelikteki İmar Yasası değişiklikleri içinde yapmayı, daha önce olduğu gibi, yine gündeme getirebilecektir. Bu noktada rehavet psikolojisi, bizim için asla benimsenir bir davranış biçimi olmamalıdır.

Piyasacı, gerici, faşist iktidarın, hedefe giden yolda ona engel oluşturan yapıları tasfiye etme gayreti, kendisine yeni rant alanları yaratma ve izlediği sermaye birikim modeliyle bağlantılıdır. Kamu yararını koruma gayesiyle hareket eden TMMOB‘ye yönelik tutum, sanayi, tarım, enerji, kent, gıda, çevre, mühendislik, kamu yararı, kamusal denetim vb. konularla yani tam da AKP iktidarının sömürü ve rant alanlarıyla ilgilidir, onlardan ayrı düşünülemez. Bu noktada önümüzdeki süreci, örgütlü üyelik-Oda-TMMOB örgütlülüğünü güçlendirici, saldırılara karşı birlik içinde hazırlıklı olmamızı gerektirecek bir tarz ve içerikle örgütleme sorumluluğumuz artmaktadır.

TMMOB‘nin en örgütlü yapısı olan Odamız bu süreçte üzerine düşeni yaparken, mesleki sorumluluklarımızı daha fazla uzmanlaşarak devam ettirme yükümlülüğünü yerine getirecektir.

SERBESTLEŞTİRMELER MÜHENDİSLİK MESLEK ALANLARINI DARALTIYOR

Türkiye sanayisindeki olumsuz gelişmeler ile bilimsel-teknik gerekliliklerin kamusal yaşamdan dışlanması mühendislik uygulamalarına ilişkin olumsuz sonuçlar yaratmakta, mühendisliğin korunması gerekmektedir.

Çalışma yaşamı ve toplumsal yaşamın gereken standartlardan uzak olması birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Toplu "iş cinayetleri"; hastanelerdeki bebek ölümleri, baca gazı zehirlenmeleri, kazan patlamaları ve benzeri binlerce olgu, meslek alanlarımızdan hareketle toplumsal yaşamın belirli standartlara kavuşturulması gereği ve bu yöndeki çabalarımızın ne kadar yerinde olduğunu göstermektedir.

Sanayisizleşme, fason-esnek-taşeron üretim ile esnek istihdam ve rant eksenli sermaye birikimi düzenlemeleri eşzamanlı olarak yaşanmakta ve bu değişim meslek alanlarımızı, sanayiyi, mühendislik hizmetlerini, uygulamalarını, mevzuatını ve meslek örgütlerimizi doğrudan ve dolaylı biçimlerde kapsamaktadır. Bu yönelim, sanayileşmenin, kalkınmanın, kentleşmenin, tarımdaki gelişmenin, kısaca bütün toplumsal yaşam ve temel sektörlerin ana güçlerinden biri olan mühendisliğin, eğitimden uygulamaya dek değişim sürecini belirlemektedir.

Sanayide küresel rekabeti ön plana çıkaran yöntem ve modeller, yeni uygulamaları da gündeme getirmiştir. Esnek üretim ve benzeri kavramlar ile rekabeti körükleyen bir ortam yaratılmakta ve kârın azamileştirilmesi, ücretlerin düşürülmesi, iş gücü istihdamının azaltılması ve buna koşut olarak mühendisin işlev ve iradesi minimize edilmektedir. Bu politikalarla sanayide ve kamuda nitelikli personel yetersizliği yaygınlaşmaktadır.

Sanayideki genel durum, mühendis istihdamındaki yetersizlik ve talep düşüklüğü yanı sıra, üniversiteleri eğitim, bilim, teknoloji, AR-GE gibi alanlarda teşvik edici olmaktan uzaktır. Üniversite eğitiminin temel unsuru olan teori ve pratiğin uyumunun eğitim sürecinde kavranabilmesi için gerekli olan altyapının sağlıklı olmamasının yanı sıra "uzaktan eğitim" gibi yeni esnek eğitim modelleri mühendislik, mimarlık, şehir planlama disiplinlerine sokulmaktadır. Teknik yüksekokullar kapatılıp Teknoloji Fakülteleri haline getirilerek bilimsel gerçeklerden uzak, kaos yaratacak düzenlemelere imza atılmakta ve teknik öğretmenlere mühendis unvanı verilmektedir.

Özetle gerek kapitalist küreselleşme süreçlerinin emperyalist sömürücü karakteri, gerekse ekonomi, sanayi, istihdam, gelir ve bölüşüm ilişkilerinin örgütleniş tarzından dolayı mühendislik uygulamaları had safhada etkilenmektedir. İşsizlik dalgaları, çalışma saatlerinde ve ücretlerde kesintiler, işletmelerin kapanması, üretime ara verme olaylarının karakterize ettiği bunalımın, ekonomi, toplum ve dolayısıyla mühendislik nezdindeki etkilerinin arttığı ve artacağı bir dönem söz konusudur.

Serbestleştirme, kuralsızlaştırma politikaları, mühendislik uygulamaları ve toplumsal yaşamın görünür görünmez bütün yönlerine dek uzanmıştır. Örneğin

  • İş güvenliği kapsamındaki periyodik denetimlerin piyasaya açılması,

  • İş makinaları eğitimlerinin serbestleştirilmesi,

  • Araçların imal tadilat montajı yönetmeliğinde benzer değişiklikler yapılması,

  • Asansör denetimlerinin benzer değişiklikler aracılığıyla piyasaya açılması,

  • LPG‘li araç yönetmeliklerinde yapılan değişiklikler,

  • Mesleki denetimlerimizin engellenmek istenmesi,

  • Uzaktan eğitim, teknoloji fakülteleri ve teknik öğretmenlerin işsizlik sorununu zamana yayarak onları mühendis yapmaya yönelik programlarla işsizliği artıracak, mühendislik eğitimini yeni biçimlere dönüştürerek tasfiye edecek yönelimler,

  • Mühendisliği teknik elemanlık düzeyine indiren uygulamalar

söz konusudur.

Planlı sanayileşmeden uzaklaşılıp sanayisizleşme sürecine girilmesi ve kamusal hizmet-denetim perspektifinden uzaklaşılması, yeni bir "mühendislik" ve yeni bir emek rejimini koşullamıştır. Üyelerimiz düşük ücret, iş güvencesinin olmaması, SSK primlerinin düşük ücretler üzerinden ödenmesi, kadın mühendislerde cinsiyete göre ücret ve iş pozisyonu farklılığı, mesleki yetersizlik sorunları, siyasi baskı ile kadro atamaları, tayin ve sürgünler (kamu), fazla mesailerde ücret verilmemesi, fazla çalıştırma, iş saatleri ihlali, sosyal hak ihlalleri ve özlük haklarına yönelik sorunlarla karşı karşıyadır.

Gerçekleşen yeni liberal dönüşümün görünür ürünleri-sonuçları dahi, bizim en temel yaklaşımlarımızdan birini, meslek-meslektaş sorunları ile ülke sorunları arasında sıkı bağlar bulunduğu yönündeki görüşümüzü doğrulamıştır. Söz konusu toplumsal-ekonomik-ideolojik-kültürel-siyasi dönüşümler ile TMMOB‘nin dönüştürülmesi arasındaki yapısal bağlantılar, bugün daha net bir şekilde görülür olmuştur.

"Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ilişkin Anayasa‘nın 135 inci maddesinin yeniden düzenlenmesi" arzusu, yeni anayasa girişiminin ruhunda özel bir yere sahiptir. Bu hususu yeni liberal anayasa söz konusu olduğunda diğer hususlarla birlikte özel olarak gözetmemiz ve yeni çalışma döneminde bir mücadele başlığı olarak görmemiz gerekmektedir.

NEDEN BİR ARADAYIZ VE NELER YAPACAĞIZ?

Bizler geçmişte olduğu gibi 46. dönemde de;

  • 36. Çalışma Döneminde Odamız Danışma Kurullarında hazırlanan ve genel kabul gören çalışma ilkeleri ve anlayışını kararlılıkla sürdüreceğiz.

  • Meslek alanlarımızın güçlendirilmesini demokratikleşme mücadelesinin bir parçası olarak görüyoruz. Bunun için meslek alanlarımızla ilgili konularda denetleyici ve sorgulayıcı olunması gerektiğini, kamu yararına muhalefet odağı oluşturulması gerektiğini her ortamda savunacağız.

  • Ürettiğimiz projelerle kamuoyunun, ülkemizin ve üyelerimizin gündemine müdahale etmeyi, aynı refleksle çalışan diğer sivil toplum kuruluşları, demokratik kitle örgütleri ve uluslararası yapılarla ortak davranış kültürü yaratmaya çaba göstereceğiz.

  • Üyelerimizin ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerinin örgütlü yapıların mücadelesinden geçtiği bilinci ile Odamızın örgütlenmeyi geliştirici, özendirici işlevinin devamını sağlayacağız. Bu konuda Kamu Çalışanları Sendikaları ile ortak çalışmalar yürütmeyi hedefleyeceğiz.

  • Ülke kaynaklarının kullanımında kamu hukukunun korunmasını savunacağız.

  • Tüm çalışanların grevli-toplu sözleşmeli sendikal haklara kavuşmasını her ortamda talep edeceğiz.

  • Esnek, güvencesiz, taşeron istihdam biçimlerine, kiralık işçi büroları, ödünç işçi vb. uygulamalara karşı mücadele edeceğiz.

  • Herkesin parasız, çağdaş, eşit eğitim ve sağlık hakkını savunmayı sürdüreceğiz.

  • Ülke ve toplum kaynaklarının talanı demek olan özelleştirmeye karşı duruşun örgütlenmesinde ve kamulaştırma mücadelesinde etkin olarak yer alacağız.

  • Anti-demokratik otoriter, faşist yönelimlere, çete ve mafyatik ilişkiler düzenine karşı hukukun, bağımsız yargının, temel hakların, düşünce, ifade, örgütlenme özgürlüklerinin hakim olduğu demokratik bir toplum için mücadele edeceğiz.

  • Yurdumuzun sömürüden, ranttan, çetelerden, savaş tacirlerinden, işkencecilerden kurtarılması mücadelesinde benzer örgüt ve oluşumlarla omuz omuza hareket etmeye devam edeceğiz.

  • İş cinayetleri sonucu emekçilerin hayatını kaybetmesinin önüne geçmek için İşçi sağlığı ve iş güvenliğine ilişkin politikaların belirlenmesi, uygulanması ve uygulamaların denetlenmesinin idari ve mali yönden bağımsız,  emek örgütleri, meslek örgütleri ve kamu tarafından oluşturulan bir yapı tarafından gerçekleştirilmesi ile üyelerimizin işçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki yetkinliğinin geliştirilmesi çabasını sürdüreceğiz.

  • Akademik kadroların, iktisatçı-sosyal bilimcilerin bilimsel görüş ve çalışmalarını yapılacak etkinliklere yansıtarak en verimli şekilde değerlendireceğiz.

  • Üniversiteler ve akademisyenlerle iletişim kurularak, Odanın bilimsel ve teknik çalışmalarına katılım ve katkılarını arttıracağız.

  • Özelleştirmelere ve işten çıkarmalara karşı kamu yararı gözetilerek çalışmalar yürütecek, "kaynak yaratma" adı altında ülkemizin bağımsızlığı, gelişmesi ve geleceği için stratejik önemi olan savunma, ulaştırma, iletişim, enerji dağıtımı, madencilik, kentsel hizmetler, tarım vb. sektörlerdeki KİT‘leri satan politikalara karşı duracağız. Özelleştirme karşıtı platformlarda aktif bir şekilde yer alacağız.

  • Demokratik kitle örgütleri, sendikalar, meslek kuruluşları ve yerel yönetimlerle var olan ilişkilerin güçlendirilmesi doğrultusundaki çalışmalara devam edeceğiz.

  • Üyesine değer veren, sorunlarına sahip çıkan, çözüm üretmeye çalışan bir çalışma tarzını hayata geçirmeye devam edeceğiz.

  • Herhangi bir Şubemizde oluşturulan bilgi birikimi ve deneyimin tüm şubelerimize ve üyelerimize aktarılması çalışmalarını hızlandıracağız.

  • Oda çalışmalarında dar grupçu bir hizmet anlayışı yerine tüm örgütü kucaklayan, katılımcılığı esas alan, kurullarına saygı duyan, keyfi uygulamalara prim vermeyen bir işleyiş ve hizmet anlayışını sürdüreceğiz.

  • Uzmanlık alanlarımızla ilgili sektör kuruluşlarıyla ortak çalışmalar gerçekleştireceğiz.

  • Meslek alanlarımızdan yola çıkarak ülke ve meslek/meslektaş sorunlarının tartışılması, çözüm önerilerinin oluşturulması, bilginin erişilebilirliği ve yaygınlaştırılması, bilim ve teknolojinin halkın kullanımına sunulmasının araçlarının yaratılması amacıyla, periyodik olarak her dönem düzenlediğimiz onlarca (kongre, kurultay, sempozyum vb.) etkinliğin gerçekleştirilmesine bu dönemde de devam edeceğiz.

  • Üyelerimizin uzmanlık alanlarına ilişkin olarak gelişmeleri izlemek, sorunlarına çözüm bulmak, gelişmeler ışığında yeni düzenlemeleri hayata geçirebilmek amacıyla komisyonlar/kurullar/çalışma grupları oluşturulacağız.

  • Oda komisyonlarını; hedeflenen çalışmalara göre ihtiyaç duyulan süreli ve kendi konularında uzman olan kişilerden oluşan uzmanlık, örgütlenme ve üretme komisyonları olarak çalıştıracağız.

  • Uzmanlık alanlarımızla ilgili mevzuata yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Meslek alanlarımızla ilgili tüm tarafların katıldığı platformları ve ortak çalışma kurullarını özendirmeye ve politikaları yönlendirmeye çalışacağız.

  • Mesleki denetimin tarafsız, bağımsız ve kamu yararına çalışan meslek odalarınca yapılmasına yönelik yasal düzenlemeler için çalışmaları sürdüreceğiz.

  • Mesleki çalışmaları artırmayı ve meslek içi eğitimi geliştirmeyi hedefleyeceğiz. MİEM kapsamında yürütülen kurs ve eğitimleri nicelik ve nitelik olarak geliştireceğiz. Yeni meslek disiplinlerinin MİEM kapsamındaki eğitimlere katılımının sağlanması için mevzuat çalışmalarını sürdüreceğiz.

  • Dünyada ve ülkemizdeki teknolojik yeniliklere ve gelişmelere mühendis ve ara teknik elemanların daha iyi uyum sağlamaları için, mesleki yeterliliklerini geliştirmek, sanayi kuruluşlarının nitelikli işgücü gereksiniminin karşılanmasını sağlamak, ülkemizde ardı ardına yaşanan krizler sonrası işsiz kalan veya iş bulmada zorlanan mühendis ve teknik elemanların iş bulmalarını kolaylaştırmak amacıyla şube etkinlik alanlarında yeni uygulamalı eğitim merkezlerinin kurulması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.

  • Odamız Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK)‘nun yayımladığı Ulusal Yeterlilikler çerçevesinde sınav ve belgelendirme faaliyetlerine devam edeceğiz.

  • Meslek disiplinlerine teknik yayın kazandırılması çalışmalarını geliştirerek sürdüreceğiz.

  • Oda teknik hizmetlerinin akreditasyonu çalışmalarının geliştirilerek yaygınlaştırılması için çalışacağız.

  • Oda bilgi işlem çalışmalarının daha hızlı ve teknolojik gelişmelere uygun bir biçimde gerçekleştirilmesi için başlayan çalışmalar tamamlanarak, ihtiyaçlara göre yeni projeleri değerlendireceğiz.

  • TMMOB‘yi 25. Oda olarak gören tüm anlayışların karşısında duracağız ve TMMOB‘nin gerçekleştireceği projelere ve bütün etkinliklere aktif destek vereceğiz.

  • Oda Çalışma İlkelerine sahip çıkacak ve geliştireceğiz. Kurumsallaşma yönünde çalışmalarımızı kararlı bir şekilde sürdüreceğiz.


ODA ÇALIŞMA İLKELERİ

1. Oda Tanım ve İşlevlerine İlişkin İlkeler

Oda çalışmaları halktan, emekten, demokratikleşmeden yana, yurtsever ve anti-emperyalist anlayışla yürütülür.

Oda çalışmalarında, meslek ve meslektaş sorunlarının ülke ve toplum sorunlarından ayrılmayacağı temel ilke kabul edilir.

"Kamu çıkarlarını korumak" halkın yanında, halkın yararına olmak anlamındadır. Mesleğimizle ilgili alanlarda sorgulayıcı olmak, gerekiyorsa yerel ve merkezi iktidarlarla mücadele etmek Odamızın vazgeçilmez görevidir.

"Kamu yararına çalışmak" veya "kamu çıkarlarını gözetmek" demokratikleşme, insan hakları, sosyal adalet alanlarında da politikalar üretmeyi, çözümler önermeyi gerektirir.

Kamu yararına çalışan benzer örgütler ve sivil toplum oluşumları ile sürekli ilişkiler içerisinde olunur. Kamuoyu oluşturmaya yönelik çabalar içerisinde Oda da kaçınılmaz olarak yer alır.

2. Ülke Sorunlarına Bakışa İlişkin İlkeler

Ulusal bağımsızlığın kazanılması ve ulusal sanayinin gelişmesi için çalışılır.

Bilim ve teknolojinin gelişmesinin ve toplumun ilerlemesi doğrultusunda kullanımının ön koşulu olarak özgür düşünce ortamı, yani demokrasi savunulur.

Her örgüt biriminin gerek bölgesel, gerekse ülke düzeyinde, uzmanlık ve ilgi alanlarına giren konu başlıklarında, platformlar yaratacak düzeye ulaştırılmasında merkezi koordinasyon ile diğer örgüt birimlerinin katılım ve katkısı sağlanmalı ve sürekli kılınmalıdır. Ülkenin düşünen, üreten, çözümler öneren bütün kurumlarıyla kurumsal ilişki içerisinde olunur.

Ulusal sanayinin geliştirilmesi kapsamında, Gümrük Birliği sürecini sorgulamak, karşılaşılan sorunlara ilişkin görüşler oluşturup çözüm önerileri geliştirmek, Odamızın sürekli çalışma alanlarından biri olarak kabul edilir.

Mesleğimiz ve Odamız ile ilgili yasaların isteklerimiz doğrultusunda şekillenmesi için gerekli girişimlerde bulunulur.

Ülkemizin demokratikleşme çabalarının içerisinde Odamızın yer alması kaçınılmazdır. Odamız demokrasi mücadelesi içerisinde yerel ve ülke geneli ölçeklerinde aktif rol alır.

Ülke gündemine müdahale edilir. Ekonomik, demokratik, siyasal ve toplumsal haklar için mücadele edilir. İnsan hakları ihlallerine karşı duyarlı davranılır. Bu alanlarda diğer demokratik kitle örgütleri ile iş birliği yapılır.

3. Mesleki Teknik Etkinliklerin Yürütülmesine İlişkin İlkeler

Odanın temel görevlerinin başında, meslek alanının düzenlenmesi, mesleğin uygulanmasına yönelik iyileştirmelerin yapılmasının geldiği bilinir.

Meslek alanına ilişkin gelişmelerin ve yeniliklerin izlenmesi, üyenin bu gelişmelerden yararlanmasının sağlanması temel hedeflerdendir.

Mühendislik mesleğine sahip olanların ortak gereksinimlerini karşılamak, mesleki etkinliklerini kolaylaştırmak, mesleğin genel çıkarlara uygun gelişmesini sağlamak, meslektaşların birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlük ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak esastır.

Mühendislik eğitiminin iyileştirilmesine yönelik girişimlerde bulunulur.

4. Üye İlişkilerine Yönelik İlkeler

Oda örgütünün gücünü üyeden aldığı ve bu gücün harekete geçirilmesi gerektiği kabul edilir.

Üyelerle sürekli ve sağlıklı ilişkinin kurulması esas alınır.

Zorunlu üyeliğin savunulmasıyla birlikte, gönüllülük esasına dayalı ilişkilerde üyenin Odaya katkısının daha nitelikli olduğu açıktır. Odanın üyelerce "üye olunması gerekli" bir kurum olarak görülmesinin sağlanması esastır.

Odamız kamuda çalışan mühendislerin grevli-toplu sözleşmeli-sendikal haklarını kazanma mücadelesine aktif destek verir.

Odamız, özel sektörde çalışan mühendislerin özlük haklarına, ekonomik ve sosyal gereksinimlerine yönelik çalışmalar yapar.

5. Karar Alma Süreçlerinin İşletilmesine İlişkin İlkeler

Odanın her biriminde kararların alınmasında demokratik merkeziyetçilik ilkesi temel alınır ve uygulanması sağlanır.

Oda örgütünün en küçük biriminin iş yeri temsilciliği olduğu kabul edilir.

Oda Merkezinde, yani en üst yönetim organımızda, alınacak kararların oluşmasında katılım ve tüm görüşlerin dikkate alınmasına özen gösterilir.

İşyeri Temsilcilikleri, İl-İlçe Temsilcilikleri, Şube Danışma Kurulları, Şube Yönetimleri, Merkez Danışma Kurulu ve Oda Yönetim Kurulu zinciri karar alma süreci olarak kabul edilir.

Tanımlanan bu süreçten geçerek demokratik işleyişe uygun alınan merkezi kararların örgüt tarafından uygulanması esastır. Yapılan bu uygulamaların, karar alma süreci içerisinde yer alan tüm mekanizmaların denetleme ve sorgulamasına açık olduğu da bilinir.

6. Örgütsel Bağımsızlığın Korunmasına İlişkin ilkeler

Odanın kurumsal ilişkilerinde bağımsızlık ilkesi göz önünde bulundurulur. "Kamu çıkarlarını korumak" hedefini zedeleyecek veya Odayı çalışma programlarından, çalışma ilkelerinden ödün vermeye zorlayacak hiçbir ilişkiye girilemez.

Siyasi partilerle ilişkilerin Odanın bağımsızlık ilkesinin zedelenmesine yol açmayacak nitelikte olmasına özen gösterilir.

Oda organlarında yer alan herkes, bu organların herhangi bir siyasi çalışmada basamak olarak kullanılmayacağını bilir.

7. Oda Bütçesinin Oluşumuna ve Uygulanmasına İlişkin İlkeler

Oda bütçesinin uygulanmasında "Merkezi Bütçe" kavramı esas alınır. Ayrıca birimlerin eşit gelişmesini sağlayıcı, projeler bazında yardımlaşma ve dayanışma esastır.

Gelirleri öncelikle üye ödentileri ve üyelere bağımlı olan bir örgüt yaratılması amaçlanır. Üye ödentilerinin toplanmasının, Oda Merkezine aktarımların ve birlik payının düzenli ödenmesinin örgütlülüğün en temel gereği olduğu bilinir.

Ticari amaçlarla kurulmuş herhangi bir kurumun yapacağı veya yapmakta olduğu faaliyetler Oda için örnek alınmaz. Yayımlanacak kitaplar, periyodikler, düzenlenecek uzmanlık eğitimleri, mühendislik mesleğinin geliştirilmesine ve uygulama alanlarına yönelik kurs ve seminerler esas gelir alanları olarak görülür.

8. Oda Merkezi İşleyişine İlişkin İlkeler

Oda tüzük ve yönetmeliklerinin uygulanması esastır.

Oda Merkezinin en önemli görevi, Oda örgütünü tüzük ve yönetmeliklerin verdiği görev ve yetkilerle ve Genel Kurul kararları doğrultusunda yönetmektir. Oda Merkezi‘nin işlevlerinin başında, örgütün etkin eşgüdümünü sağlamak, merkezi etkinlikleri (yayın, kongreler vb.) planlamak ve uygulanmasını sağlamak, örgütün dış ilişkilerini ulusal ve uluslararası düzeyde yürütmek gelir.

Demokratik işleyişe uygun alınmış kararların uygulanmasının sağlanması, uygulanamıyor ise nedenlerinin araştırılıp demokratik karar oluşturma süreçlerinin yeniden çalıştırılması görev kabul edilir.

Odanın üst düzeyde oluşan kurumsal ilişkilerinin yürütülmesi, bu ilişkilerin örgüt bağımsızlığını zedelemeden sürdürülmesi Oda Merkezinin görevi kabul edilir.

Oda Merkezi sürekli komisyonlar yerine problem alanlarına yönelik süreli uzmanlık komisyonları oluşturmaya yönelir. Ancak yayın, uzmanlık eğitimi vb. süreklilik gerektiren komisyonların devamı da sağlanır.

Oda Merkezi ‘örgüt içi sürekli eğitimin‘ gerçekleştirilmesinden sorumludur. Bu bağlamda, birim yöneticileri, teknik görevliler, büro çalışanları, muhasebe görevlileri sürekli periyodik eğitimlerden geçirilerek, örgüt içi işleyişte uyum sağlanır.

Eğitimde merkezi koordinasyon, merkez ile şube ve temsilcilikler arası yatay ve dikey ilişkiler etkin şekilde sağlanır.


SONUÇ

Makina Mühendisleri Odası 46. Dönem Yönetim Kurulu olarak; ülkemizin demokratikleşme, bilim teknoloji, sanayi, kalkınma, istihdam, refah politikalarının oluşturulması, üyelerimizin ve kamuoyu duyarlılığının geliştirilmesi için; "birlikte üretme, birlikte karar alma, birlikte yönetme" anlayışıyla ortak özlemimiz olan "çağdaş, demokratik, üreten, sanayileşen ve hakça bölüşen bir Türkiye" için "daha güçlü, daha etkin bir Meslek Odası" yaratma yolunda önemli adımlar atmaya devam edeceğiz.

Odamızın örgütsel, mesleki ve sosyal sorumlulukları günümüz koşullarında her geçen gün artmaktadır. Gün birlik ve diri olma zamanıdır. Bugün aslolan demokratik mevzileri koruma sağduyusuna sahip olma günüdür.

Kurumsal demokrasi geleneğimizle, çalışma anlayışımızla, kurumsallığın, teknik altyapının ve örgütlülüğümüzün geliştirilmesinde, hep birlikte oluşturduğumuz ilkelerimiz yol göstericimiz olacaktır.

Bu program dönem içerisinde örgüt içerisindeki görüş ve öneriler gözetilerek zenginleştirilip geleceğe taşınacaktır.

YAŞASIN TMMOB ÖRGÜTLÜLÜĞÜ!

YAŞASIN MMO ÖRGÜTLÜLÜĞÜ!

 
SAYFA ÜSTÜ
ÖNCEKİ SAYFA

COPYRIGHT © 2017 TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
MEŞRUTİYET CADDESİ No:19 KAT:6-7-8 KIZILAY / ANKARA
TEL: 0850 495 0 666   FAKS:(+90) 312 417 86 21
E-POSTA:

Key İnternet Hizmetleri