ANA SAYFA İLETİŞİM BİLGİLERİ BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI E-POSTA GİRİŞİ ÜYE GİRİŞİ TMMOB
eski.mmo.org.tr ENGLISH
AKM ML MK EKM

26 Mart 2017 Pazar    

EİM-MEDAK MİEM PBK

 ELEKTRİK KESİNTİLERİ YALNIZCA HAVA ŞARTLARININ KÖTÜLÜĞÜ İLE AÇIKLANAMAZ

    Yayına Giriş Tarihi: 04.01.2017  Güncellenme Zamanı: 04.01.2017 10:01:51  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Oda Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ekber Çakar, elektrik kesintileri üzerine, 04 Ocak 2017 tarihinde yazılı bir açıklama yaptı.

Elektrik Kesintileri Yalnızca Hava Şartlarının Kötülüğü ile Açıklanamaz

Kesintilerin Temel Nedeni Enerjide Dışa Bağımlılık, Kaynak Kullanımı ve Yönetimindeki Plansızlık ile Enerji Yönetimindeki Hatalardır

Geçen hafta içinde Marmara Bölgesinde, özellikle İstanbul ve Kocaeli illerinde karşı karşıya kalınan ve gündelik yaşamı aksatan, yaşam kalitesini düşüren, ciddi ekonomik kayıplara yol açan ve bazı yerlerde hala devam eden elektrik kesintileri yaşanmıştır. Kesintilerin nedenini, sadece soğuk hava şartlarından dolayı iletim şebekesinde yaşanan arızalarla açıklamaya çalışan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (ETKB), bu sorunun temelinde yatan nedenleri ve bu çöküşten bir kaç gün öncesinde yaşanan gerçekleri kamuoyuna yansıtmamaktadır.

Neler oldu?
2015`te elektrik üretimi içinde, yüzde 99`u ithal edilen doğal gazın payı, yüzde 37.90 olmuştur. Bu oran, 2016`nın ilk 11 ayında yüzde 33,4`e gerilemiştir. Geçen hafta yoğunlaşan soğuklar nedeniyle, kentlerde ısınma amaçlı doğal gaz talebinde ciddi bir artış yaşanması ve iletim şebekesinden verilebilecek gaz miktarı sınırlılığı nedeniyle BOTAŞ bu talebi karşılayabilmek için, başta Trakya/Marmara bölgesinde olmak üzere, doğal gazla çalışan kamu ve özel tüm elektrik üreten santrallara verilen gazı önce yüzde 50 oranında azaltmış sonra nerede ise tamamıyla kesmiştir.
Bölgede bulunan ve kurulu güç içinde azımsanmayacak bir paya sahip olan doğal gaz yakıtlı santralların yakıt olmadığı için devre dışı kaldığını TEİAŞ verileri açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye genelinde elektrik üretiminde, doğal gazın payı 1 Aralık 2016`da yüzde 35,67 iken, bu pay 24 Aralık`ta yüzde 16,09`a, 27 Aralık`ta yüzde 22,24`e düşmüştür. Doğal gaz yakıtlı santralların devre dışı kalması sonucu doğan açık; başta hidrolik ve ithal kömür olmak üzere, diğer kaynaklardan yapılan elektrik üretimiyle karşılanmaya çalışılmıştır. Bu sınırlı üretim artışı da ihtiyacı karşılamayınca planlı ve gezdirilen elektrik kesintileri uygulanmıştır. Bu gelişmeleri, yoğun kış şartları nedeniyle iletim şebekesinde yaşanan arızalar izlemiş, elektrik kesintisi nedeniyle doğal gaz yakıtlı kazan ve kombiler de çalışmayınca insanlar konut ve işyerlerinde soğuk ve karanlıkla karşı karşıya kalmış, aydınlatılamayan işyerleri kapanmış, fabrikalarda üretim ve milyonlarca liralık üretim kaybı olmuştur.

Neden oldu?
Yaşanan tüm sıkıntıların gerçek nedenlerini yok saymak ve sadece zorlu kış şartlarıyla açıklamaya çalışmak, elektrik iletim hatları ve tesislerinin en olumsuz hava şartlarında dahi çalışmaya elverecek şekilde yapılmış olduğunu unutan enerji yönetiminin, yeterli bir bilgi, bilinç ve sorumluluk anlayışına sahip olmadığını ortaya koymaktadır.
On dört yıldan fazla bir süredir iktidarda olanları, olumsuz kış koşullarından şikayet etmeyi, kamu binaları, belediyeler, yollar, AVM`ler ve birçok alanda desteklenen tüketim çılgınlığını bir kenara bırakıp, gerçeklerle yüzleşmeye, enerji yönetimini toplum çıkarı doğrultusunda enerji politikalarının uygulanması için Odamızın, TMMOB`ye bağlı diğer mühendis odalarının ve TMMOB`nin önerilerini dinlemeye, anlamaya, kavramaya, uygulamaya çağırıyoruz.

Dışa bağımlılık arttı
Siyasi iktidar, izlediği enerji politikaları ile; enerjide dışa bağımlılığı azaltma ve ‘yenilenebilir enerjiyi destekleme` söylemine karşın, doğal gaza ve ithal kömüre ağırlık veren karar ve uygulamalarıyla, dışa bağımlılığın ve fosil yakıt egemenliğinin artmasını sağlamıştır. 2002`den bugüne, birincil enerji arzında yerli kaynakların payı yüzde 31,6`dan yüzde 24`e gerilemiş ve enerjide dışa bağımlılık oranı yüzde 76`a ulaşmıştır.
Elektrik üretim ve kurulu gücü kayda değer ölçüde artarken, iletim şebekesi bu artışları karşılayacak düzeyde geliştirilmedi
2002-2015 döneminde elektrik üretimi yüzde 102, kurulu gücü yüzde 130 oranında artmıştır. 380 KV Trafo Merkezlerinin kurulu gücü yüzde 195, 154 KV Trafo Merkezlerinin kurulu gücü de, yüzde 94 gibi yüksek miktarlarda artmıştır. Ne var ki, bu artan kurulu gücü iletecek iletim hatlarında yeterli miktarda genişleme yapılmadı. 380 KV iletim hatlarının toplam metrajı yüzde 33, 154 KV iletim hatlarının toplam metrajı ise yüzde 45 gibi düşük oranlarda arttı. Doğu Karadeniz`de üretilen elektriği batıya taşıyacak iletim hatlarının yetersizliği nedeniyle, bu bölgedeki HES`lere üretim yapmama talimatının verildiği günler olduğu gibi, Anadolu`nun doğusundan batıya elektrik iletiminde ciddi darboğazlarla karşılaşıldığı ve iletim sisteminin belirli bölgelerde çöktüğü durumlar da yaşanmıştır. ETKB`nin iletim sistemimin omurgasının çöktüğü beyanı, iletim şebekesi ve sistemini geliştirici güçlendirici yatırımları zamanında yapmayan anlayışın da çöktüğünün, itirafı olmaktadır.

Neler yapılmalı?
1. Soğuk kış günlerinde kentsel gaz tüketiminin arttığı göz önüne alınarak, santralların gazını kesmek yerine, şebekeye verilecek gaz miktarında artışa imkan verecek olan doğal gaz depolama ve sıvılaştırılmış gaz terminali yatırımları hızla sonuçlandırılmalıdır.
2. Elektrik ihtiyacını karşılamada bugüne kadar akla ilk gelen yol olan çok sayıda yeni elektrik tesisi kurmak yöntemi yerine, öncelikle arz tarafında, yıllardır özelleştirilecekleri gerekçesiyle herhangi bir yenileme yapılmaksızın çalıştırılarak özel sektöre devredilen, yeni sahipleri özel şirketler tarafından da yenilenmesi ihmal edilen santrallarda ciddi bakım, onarım, iyileştirme çalışmaları ile santral verimlerini ve üretimlerini artırma, çevresel sorunları azaltma çalışmaları hızlı bir şekilde yapılmalıdır.
3. Mevcut santralların arıza ve arıza dışı nedenlerle kullanılamayan kapasitesi, santrallarda iyileştirme yatırımları, kestirimci ve planlı bakım onarım uygulanması vb. yöntemlerle devreye alınmalı, proje üretim kapasitelerinin tam olarak değerlendirilmesi hedeflenmelidir. Barajlı santrallarda gelecek yıllardaki elektrik üretimini olumsuz etkileyecek üretim zorlamalarından sakınılmalı, bütüncül bir planlama ve akılcı bir su yönetimi uygulanarak, güvenilir ve sürdürülebilir üretim sağlanmalıdır.
4. Üretimde tüm santralların çalışma, üretim, arıza ve arıza dışı duruşları sürekli ve anlık olarak takip eden, talepteki anlık, saatlik, günlük artışları canlı olarak izleyebilen, mevcut üretim durumunu, farklı optimizasyon varsayımlarına (maliyet, su durumu, yerli kaynak kullanımı, vs.) göre canlı olarak değerlendirip raporlayabilen, üretilen elektriği ihtiyaç noktalarına ileten iletim şebekesini takip etmekle yetinmeyip, anlık, günlük ve geleceğe yönelik olarak şebekelerde alınması gereken tedbirleri gösteren, sistemdeki kısıtları belirleyip, yapılması gereken yeni yatırımlara işaret eden, canlı izleme, planlama, optimizasyon, tahmin, takip, denetim, yönlendirme fonksiyonlarını haiz bir sistem, tesis edilmelidir. Böylece, enerji yönetiminin karar-destek kabiliyeti önemli ölçüde gelişebilecek ve kararlar, doğru veriler ve bilimsel kriterler temelinde alınabilecektir.
5. Mevcut elektrik iletim şebekesinin, mevsimsel, aylık hatta günlük olası olumsuz şartlarda da; sorunsuz ve devre dışı kalmadan işletilebilmesi için değişik alternatifler öngören etüt ve planlamalar yapılmalı, bu çalışmaların sonuçları ilgili tüm kesimlerin katılımıyla irdelenmeli ve tartışılmalıdır. Yukarıda sözü edilen üretim kurulu gücü, trafo merkezleri kurulu gücü ve artan üretimi iletecek iletim şebekesi arasındaki dengesizliği gidermek için, yeni iletim hatları inşa ve tesis edilmelidir. Mevcut iletim şebekesinde de, yenileme/iyileştirme yatırımları hızla yapılmalıdır.
6. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre 2005-2015 döneminde Avrupa`da enerji yoğunluğu yüzde 16 azalırken, ülkemizde yüzde 7 artmıştır. Enerji yoğunluğunun düşürülmesine çalışılmalıdır. Talep tarafında da, talebi yöneterek, enerjiyi daha verimli kullanıp, sağlanan tasarrufla yeni tesis ihtiyacını azaltma politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi sağlanmalıdır
7. Bütün bu önlem ve uygulamalarla karşılanamayan elektrik ihtiyacı için başta rüzgar, güneş, jeotermal olmak üzere yenilenebilir kaynaklara dayalı yatırımlar, toplum çıkarları gözetilerek yapılmalıdır.
8. ETKB ve EPDK yönetimi, genellikle Odamızın, diğer mühendis odalarının, TMMOB`nin söylediklerini dinlemeye, anlamaya ihtiyaç duymadan ön yargıyla yaklaşmaktadır. 100 bine ulaşan üyemizle, enerji alanındaki ciddi bilgi ve deney birikimimizle, enerji yönetiminin enerji politikaları konusunda çalışmalarına katılmaya hakkımız olduğu düşüncesindeyiz. Üyelerimizin ve Odamızın bilgi ve deney birikimini paylaşabilmek için, Bakanlığın ve enerjiyle ilgili tüm kurum ve kuruluşların çalışmalarına katılım çağrılarını bekliyoruz.

Ali Ekber Çakar
TMMOB Makina Mühendisleri Odası
Oda Başkanı

Tüm Gündem »

04.01.2017 tarihinden itibaren 454 defa okunmuştur.

 
SAYFA ÜSTÜ
ÖNCEKİ SAYFA

COPYRIGHT © 2017 TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
MEŞRUTİYET CADDESİ No:19 KAT:6-7-8 KIZILAY / ANKARA
TEL: 0850 495 0 666   FAKS:(+90) 312 417 86 21
E-POSTA:

Key İnternet Hizmetleri