ANA SAYFA İLETİŞİM BİLGİLERİ BAĞLANTILAR SİTE HARİTASI E-POSTA GİRİŞİ ÜYE GİRİŞİ TMMOB
eski.mmo.org.tr ENGLISH
AKM ML MK EKM

27 Kasım 2022 Pazar    

EİM-MEDAK MİEM PBK

 21 YIL GEÇTİ AMA... (12 EYLÜL 2001)

    Yayına Giriş Tarihi: 03.05.2004  Güncellenme Zamanı: 10.10.2008 15:16:42  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

BASINA ve KAMUOYUNA

12 Eylül 2001

 

IMF ve Dünya Bankası destekli 24 Ocak 1980 kararlarının uygulanabilmesi noktasında gerekli siyasal ve toplumsal ortamı yaratabilmek için gerçekleştirilen 12 Eylül darbesinin üstünden 21 yıl geçti. Ama, 12 Eylül 1980-1982 yıllarının yıkıcılığını yaşayanlar olduğu kadar, 1982 sonrasını yaşayanlar da "12 Eylül'ü unutmadı. Çünkü 12 Eylül; sadece halka, emekçilere yöneltilen saldırının simgesi olan askeri yönetimini değil, egemen güçlerin baskıcı ve zorba yönetim zihniyetini de temsil etmektedir. Bu zihniyet bazen "Terörle Mücadele Yasası", bazen "Sürgün ve Sansür Kararnamesi", bazen grevsiz-toplu sözleşmesiz sendika yasası, bazen şeker ve tütün yasaları, bazen bankalar yasası, bazen kamu arazileri yasası, bazen yapı denetimi yasası, bazen hiçbir yasa veya kararnameye dayanmayan ama "Ulusal Siyaset Belgesi", "Ulusal Güvenlik Konsepti" gibi, "kozmik kasa"da "saklı", kimsenin bilmediği belgelere dayanarak yapılan fiili uygulamalarda, bazen de DGM'nin bir kararında kendisini ortaya koymaktadır. Bu zihniyet; kendisini sadece en tepeden başlayan bir tutumla değil, alt kademelerde polisin, savcıların uygulamaları, mahkemelerin siyasi tutum almasında kendisini ortaya koymaktadır. Aslında yaşananlar 24 Ocak Kararlarının yeni versiyonudur.


Cezaevlerinde binlerce siyasi mahkûm ve tutuklu ile bunlara yönelen baskıcı yaklaşım, ülkenin önemli bir bölümünün yıllardır OHAL bölgesi olarak ilan edilmiş olması; 12 Eylül'ün, zihniyetten de öte, "kesintisiz maddi uzantısı" olarak "dimdik ayakta" durmaktadır.


Bugün de 12 Eylül zihniyeti; açlık ve sefalet dayatması yanı sıra, emekçilerin hak ve özgürlüklerine saldırı, emperyalist savaşa her türlü desteği verme, Kıbrıs'ta "çözümsüzlük" dayatma olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun içindir ki; Dünya Barış Günü, bir "savaş günü"ne dönüştürülmekte, sendikal örgütlenme mücadelesi verenler "çete muamelesi" görmektedir. Piyasalar, burjuva medyası halkı rehin almıştır; uluslararası sermaye, IMF, Dünya Bankası, kendi istekleri yerine gelmezse, ülke ekonomisini batağa sürükleyip o batakta boğacağını söylemektedir. Yani ülke temel politikalarını küreselleşme adına uluslar arası tekellere teslim ederken, yirmi birinci yılında 12 Eylül'ü tüm boyutları ile hatırlamak ve hatırlatmak bir zorunluluktur.


Ekonomide, siyasette, sosyal yaşamda; 12 Eylül'ün simgelediği her şey, emek düşmanlığı hükmünü icra etmektedir; sadece zaman ilerlemiştir. Tablo bakımından tek eksik ise; ülkenin başındaki siyasi aktörlerdir.


12 Eylül ile yaratılan toplumsal tahrifat, baskı, sindirme ve sessizlik ortamı bugüne kadar geçen 21 yıla rağmen etkilerini yaşamın her alanında hala hissettirmektedir. 12 Eylül'ün yarattığı bu sessizlik ortamını kırmanın yolu dayatılan ekonomi politikaları ve her türlü antidemokratik uygulamalar karşısında, toplumsal muhalefetin gereklerine uygun alternatif politikalar oluşturmak ve hayata geçirmeye çalışmaktır.


Bu amaçla,


Anayasa toplumun örgütlü demokratik unsurlarının katkısı ile hazırlanmalıdır. Anayasa, hak ve özgürlükleri güvence altına almalıdır. Çoğulcu, katılımcı ve çağdaş devlet yapısı ele alınmalıdır. Toplumun çok kimlikli, çok kültürlü yapısı esas alınmalıdır. Toplumun bütün kesimlerinin siyasi katılımı ve temsili güvence altına alınmalı, barajlar, engeller kaldırılmalıdır. Parti kurma ve üye olma çoğulcu demokrasinin gereklerine uygun bir biçimde düzenlenmelidir. Toplu iş sözleşmesi ve grev hakkına ilişkin hükümler, demokratik ölçülere uygun olarak düzenlenmelidir. Anayasa'da sosyal devlet ilkesi ve kamu yararı esas alınmalıdır. Yargıya ait sınırlayıcı hükümler kaldırılmalıdır. Geçici maddeler ve ölüm cezası kaldırılmalıdır. 12 Eylül'ün sorumluları derhal yargı önüne çıkarılmalı, mağdurlarının hakları ise geri verilmelidir.


12 Eylül Bilançosu;


* 650 bin kişi gözaltına alındı.


* 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.


* Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.


* 7 bin kişi için idam cezası istendi.


* 517 kişiye idam cezası verildi.


* Haklarında idam cezası verilenlerden 50'si asıldı. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi.


* 71 bin kişi TCK.'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.


* 98 bin 404 kişi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargılandı.


* 388 bin kişiye pasaport verilmedi.


* 30 bin kişi "sakıncalı olduğu için işten atıldı.


* 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.


* 30 bin kişi "siyasi mülteci" olarak yurtdışına gitti.


* 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.


* 171 kişinin "işkenceden öldüğü" belgelendi.


* 937 film "sakıncalı" bulunduğu için yasaklandı.


* 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.


* 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.


* 40 ton gazete ve dergi yakıldı.


* Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.


* 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.


* 14 kişi açlık grevinde öldü.


* 16 kişi "kaçarken" vuruldu.


* 95 kişi çatışmada öldü.


* 73 kişiye "doğal ölüm raporu" verildi.


* 43 kişinin "intihar ettiği" bildirildi.

 

TMMOB Makina Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

Tüm Basın Açıklamaları »

03.05.2004 tarihinden itibaren 2978 defa okunmuştur.

 

ODAMIZ

SAYFA ÜSTÜ
ÖNCEKİ SAYFA

COPYRIGHT © 2022 TMMOB MAKİNA MÜHENDİSLERİ ODASI
MEŞRUTİYET CADDESİ No:19 KAT:6-7-8 KIZILAY / ANKARA
TEL: 0850 495 0 666   FAKS:(+90) 312 417 86 21
E-POSTA:

Key İnternet Hizmetleri